9 Nisan 2013 Salı

yuhhiyu

Gerçekten çok sıkıldık, malzemeler üstümüze üstümüze geliyor, etraf hep loş ışık, hiç bi netlik yok.Heh işte budur diyeceğim zamanı iple çekiyorum ama gelir mi dersiniz .

15 Ocak 2013 Salı

kaşığı kim kırdı?

KAŞIĞI KİM KIRDI?
     Abdullah Süleyman'ın Meddilha adında bi atı vardır..bu en sevdiği atı yavru bi tay doğurur ve adını İbrahim koyar.Fakat İbrahim çok asi bir at olduğundan Mısır prensi Abdullah Süleyman bu atı gözden çıkarır.Çiftliği olan Hüseyin beye satar iki oğlundan en büyüğü olan Osman kaşık havası oynamayı çok sever , gece yatarken bile tahta kaşıklarını asla yanından ayırmaz. Mesleğini bu yolda almaya kararlı olan Osman babasının de desteğiyle San'att-ı Mualiye'de eğitime başlar. Hüseyin Bey'in küçük oğlu Mehmet Osman'ın bu yetenekli, kararlı davranışlarını kıskanarak gerekse içten pazarlıklar yaparak..planlarını kurmaktadır.Mehmet elaya kaçık yeşil gözlü ,burnu uzun ,kumral saçlı bi çocuktur.Evde kova taşıdığı için kasları gelişkindir. Atlara olan merakı ve sevgisi çiftlikte atlarla ilgilenmesine neden olur.
     VEeee o gece ....aylardan mayıs ayıydı OSMAN yatılı okuldan hafta sonunu geçirmek için gelmiş, kaşıklarını başucuna koymuş uykuya dalmaya hazırlanıyordu..Mehmet bu akşam planlarını gerçekleştirmek için sinsice Osman'ın kaşıklarını alıp ahıra doğru ilerlemişti..
     Ahıra geldiğinde tam vazgeçmişti ki at ileri geri mahpuzladı tepmeye başladı asi bi kısrak gibi..Kaşık yere düştü ve kırıldı, Mehmet'in gözünden bi damla yaş ardından süzüldü..Noluyor dedi bi ses,bu ses Hüseyin Beye aitti.. gecenin sessizliğinde daha bi gür, daha bi heybetli çıkıyordu .. tam bi baba gibi.Mehmet ben bişey yapmadım diyerek ağlamaya başladı.Babası dedi ki bu tam bi işsizlik bu kaşığı kim kırdı..olsun dedi babası sonra kırılan kaşık olsun aşağıki çarşıdan alırız, gel biz yoğurt yiyelim ,kaşığın teki kırılmamış.Osman uyandığında hiçbişey fark etmedi çünkü sabahtan alıp kaşıkları yerine koymuştu ..MADDİYAT HER ZAMAN YERİNE KONUR, ÖNEMLİ OLAN MANEVİYATtır gönül dostlarım ..eşyanın yenisini alırsınız ama kalbin asla. bu bi E.K hikayesidir kıssadan hisse :P

19 Kasım 2012 Pazartesi

Aline weber (Cleusa)

Aline Cleusa Weber
     Eveet geldik mi bi pazartesi sendromuna daha..henüz bu durum üzerimden gitmeden sıkıntımı resme dökeyim kuruboyayla dedim işte bu da dökülen parçalardan biri,bir iki kırmızı bi iki mavi,siyah kalem derken kızımızı benzettim ama ayıp etmedim umarım ..işte Aline Weber,kendisi 89 doğumlu olup brezilyalı olmayı başarmıştır.ışık,flaşlar ve güzellik işte Aline'nin sevdiği hayat(umarım)... 19.11.2012
    bu şarkıyla da ayıp etmiyorum umarım bu kez Alanis'den gelsin bakalım (beatles) Norwegian Wood..

18 Kasım 2012 Pazar

That's not really funny

önce şarkıyı dinliyoruz değil mi arkadaşlar. Belki bi sincap belki de bi tavşandır bu tepelerin ardındaki belki evine bi fıstık götürüyor ,belkide uzun yola tavşan arıyor eheh kimbilir..herkese göre amaç değişir ama bence bu iyi bi tavşan gözleri parlayan fitifiti hoplayan ,zıplayan... üstelik eli ekmek tutuyor,kapı kapı gezip posta dağıtıyor.. böyle sabah gidiyor işe , akşam geliyor eve..favori dizisi huzur sokağı namazında niyazında keza iki de çocuk yapmış bunny ve funny ,kafiyeli olsun diye zorlamış sınırları.. hayalleri var bi de gençlikten kalan arada şarkı söyler yalnızken...yani bu durumda çok iyi biriymiş.

2 Kasım 2012 Cuma

Gelin böyle..

Evdeyiz kuşlar var pencerede , kim yemliycek bunları nereye gidiyon diyor ben de cevval bi kurt misali şen bi kuş gibi cıvıldaya cıvıldaya ormana gidiyorum (koşuyorum) nereye gidiyorsun diyorsun.. ormana doğru kayboluyorum sen peşimden geliyorsun.. tepeden aşağıya salıyoruz kendimizi dereye iniyoruz.. karşıya geçicem derede taş var.. ayağım kayıyor yosun tutmuş taşlar.. ileride değirmen görüyorum üstüm başım ıslanmış çuval giyerim diyorum bi bakıyorum değirmen bomboş veriyorum kendimi GÜNEŞE...

Nicola Haffmans

Nicola Haffmans By Billy Kidd Draw Elif Kanar 2.11.2012

28 Ekim 2012 Pazar

sadece susam


    Bu sonbahar akşamında kışa girdiğimizi unuttuğum bu gece de .Kahvemi yudumlarken ,tüten dumanıyla birlikte niye yaşıyoruz ben lan dedim.Dengesizliğimin farkına vardığımda dengemi çoktan yitirmiştim, yaşamın sırrını çözmek bana mı düşmüştü yoksa hayatımın ceplerinden düşenler birbir hayatımdan kayıp gidenler mi beni bu kadar etkilemişti.Yaşamımın uzaklarında sırrakadem basanlar bir daha geri dönmeyeceklerini bildiğim hislerim.Bir kedi uysallığında bunları düşünürken evrende kaybolan parçaları bir bir birleştirdim.Sonuç yalnızlığa çıkıyordu.Bu benim yalnızlığımdı.Evren bu kadar büyükken hepimiz yalnızdık ve bu bi sırdı..
     Cünkü iki kişinin bildiği sır olmazdı ve olmasını bekleyemezdik ...çünkü beklentilerimiz zamanla örselenmiş eskimiş ve nostalji olmuştu.Yaşamın sırlarını çözmeye çalışırken yalnızlığımızı unutmuş farkettiğimizde ise son baharda düşen yaprak parçaları gibi ordan oraya savrulmuştu.Ben hep geç kalırdım, sevmem zaman alırdı, ben sevdiğimde ise karşımdaki bi başkasını sevmeye başlamış olurdu.
    Şimdi yavaş yavaş yalnızlığımı anlamlandırmaya başlıyorum, işte şimdi yalnızlık daha anlamlı oldu.Galiba ben yalnızlığı seviyorum ve böyle hocama merhaba diyorum yazamadığım komposizyonları öpüyorum, yazı böyle yazılır ne döktürdüm be yoruldum ve merhaba hayata.. sizlere merhaba...yazının başında merhaba demeyip sonunda diyorum ve sizleri şaşırtıyorum.(yazar burda şaşırtmış)

19 Eylül 2012 Çarşamba

17 Eylül 2012 Pazartesi

25 Ağustos 2012 Cumartesi

big sis.psychologic draws

Ehehehe My big sisters draws … she was younger then and I was find this draw now … I think she had psychological problems ^^

22 Ağustos 2012 Çarşamba

Çiz çiz yaz boya kuruboya ya da boyama ama... yok boya ,boyayalım ,boyadım.

18 Ağustos 2012 Cumartesi

ok bye


     Neden sinyaller bu kadar belirgin fakat sık aralıklarla değil ,kesik kesik ,bazen tümden gidecekmiş ve bir daha hiç gelmeyecekmiş gibi …belirginleştimi de önüme ışık tutarcasına değil de gözüme fener çakarcasına… feneri çektiğinde hep gözümde hala o sinir bozan ışık… sağa sola baktığımda hala orda gitmiyor gözümden,rahatsız ediyor ,sonunda sinirlenmezsem ve biraz sabredersem belki de ilgimi başka yere kaydırırsam ben fark etmeden bile gitmiş olacak..ama BELKi.. neden belki ,neden kesin değil.Nedenleri sorduğumdan beri daha da kötü sanki ,sordurtmayın bana bu nedenleri.Hep garip bi bilinmemezlik,sonucun ne olacağını bilmeden çırpınma çabaları.Fakat Herşey de bi hayır vardır , OoOOooolsun be diyerek yola devam etmek olduracak mı tüm bu olmayanları.? MUKADDERAT

9 Ağustos 2012 Perşembe

8 Ağustos 2012 Çarşamba

6 Ağustos 2012 Pazartesi

Kristine Froseth

Kristine FrosethUmarım Kristine çizimimi Kristinenın gerçeği kadar beğenirsiniz Merhaba Kristineciğim ,naber canım?

4 Ağustos 2012 Cumartesi

Saç


     Senelerdir saçımızla ilgili yorum alıyoruz yok saçını ne kadar zamandır uzatıyorsun ,saçını satar mısın? hiç kestirmiyor musun , ensen pişmiyor mu,saçaklı...ve daha nice soru,yorum ve yargı.
     Veee düşündük ki bizim gibi mağdurlar elbet vardır öyleyse neden aklı kısa saçı uzuna varıncaya kadar çirkefleşen insanlara karşı biz saçı uzunlar (sevmeyen sevmesin,saçımız uzasın,bırakın dağınık kalsın )gibi sloganlarımızla derneği kuralım dedik ve uzun saçlı arkadaşlar bulup bu durumu pilavlı saç şenliğine çevirdik...(Yalnız içecekler sizden.)

28 Temmuz 2012 Cumartesi

Blop blop blop


     Neden bu kadar kontrolcüyüm ve müdehaleciyim bilmiyorum ve bu iyi bişey mi yoksa kötü bişey mi onu da bilmiyorum..Ama kötü olduğunu seziyorum.Kendimin mükemmel olmadığını bildiğim halde bazen herşeyin kusursuz olmasını istiyorum, bu çok bencilce ve çirkince. Kendimi çok kez kısıyorum...Dur Elif diyorum.Tamamdır ustam durayım da bi bunu kurgulayalım bakalım ..Evet bir market görüyorum ,süt kutularını üst üste pramit şeklinde dizmişler ama üstten bi kaç süt kutusu yamuk.Bir kadın içeriye giriyor.Buğday tenli, sarı saçlı,üzerinde bol bi t-shirt, altında da leopar desenli bi tayt olan ,güneş deymiş yazlıkçı tipli bir bayan ve bi ayrıntı da katalım ki sonucunda ben iyi insan çıkayım yine..Bu kadın beni şöyle bi süzüyor ve bana kötü kötü bakıp ağız büküyor.Bu sağlıklı mı sağlıklı bir şişman olan bayanın kalçası süt kutusunu çarpıyor ay pardon deyiyor ve patlamasın aman yere düşmesin diye atılıyorum ama bu bi refleks değil.Biraz daha uzakta kalıyorum,ve düşeceğini seziyorum o kutuyu düzeltsem mi diye düşünürken kalça darbesi de gelince atılıyorum ve kutuyu kurtarıyorum.<
    SONUÇ:ne kadının kutusuna ne de süt kutusuna zarar gelmiyor ama benim beynim yaptığım salaklıkta kalıyor az önce bana durup dururken dudak büken kötü kötü bakan etli bayana yardım ettim peki ben bunu neden yapıyorum ,neden düzene uyum sağlıyorum neden kadına kahkahalarla gülmek yerine yardım ediyorum...
    İşte ben bu nokta da salaklıyorum.. herkese yardım etme isteği benim acizliğim oluyor.Sonuçta yardım etmesem kötü biri de olmayacağım ama bu şekilde hem salak hem de deli gibi kendine kızma hali devreye giriyor.Aman onu almayın o pizza değil ekmek yapmışlar üzerine de salça koymuşlar,aman otomatik kapı bu çarpar dikkat.. aman capri sun'ını açık bardakta getirdiler dikkat et keza içine bişey katmış olabilirler ve daha çok aman aman ..(bu arada capri sun çok güzeldi be önce hüplet sonra gümlet)

İlk suluboya çalışmam

My First Attempt with Watercolor

10 Temmuz 2012 Salı

Sıcaklarda bi yaşlıyım ki sormayın bana


     Yaz sıcağında herkese herşeye kızasım geliyor, kızamıyorum bu da bünyemde ağırlık yapıyor,daha yürümeden yoruluyorum...ritmim gidiyor , yavaşlıyorum.. şuan 60lı yaşlarda gibiyim, az sonra karnım acıkacak yemek yemek isteyeceğim ve evde ekmeğin bile kalmadığını göreceğim ... yaşlanmış bacaklarım beni bakkala kadar bile götüremeyecek.. ve sonunda camı açıp çocuk arıyacak gözlerim.. peki ya az önce başım çekmiyor diye bağırdığım hatta balkonuma kaçan topu bi daha atarlarsa kesmekle tehdit ettiğim çocuklara nasıl diyeceğim evladım bana bi ekmek al gel diye... ama yüzüm olmasa da mecburum ya onlar bana nanik yaparlarsa diye korkuyorum belki de evime yumurta atacaklar daha geniş düşünmek istemiyorum daha daha fazla.. çünkü ben hasta ve yaşlıyım, hayallerim yok..Her mahallenin bi mazbut çocuğu vardır onu gözüme kestirmeliyim ve demeliyim ki evladım bana bi ekmek alır mısın üstüne bi de pişkinlik yapıp üstü sen de kalsın dondurma alırsın diyeyim , bu sayede diğer çocuklar da gitmediklerine kahretsinler , ben ekmeğin 'E'sini dediğimde buyur elif teyze diyip her biri road runner kahramanına dönüşsün, yok ammavelakin zekaları zerre kadar benzemesin road runnera ve BİP BİPlesinler...ve ben şuan o camdan sepetini sarkıtan teyzeyim ama kuşkularım var mı hala derseniz hem de nasıl ben ne kadar çöplerimi balkondan aşağı atsam da titiz bi insanımdır ve ekmeğimi top oynadıktan sonra elleyen ve bana getiren çocuklara minnettar kalmaktan başka çarem yok..
    Ekmeğimi ucundan koparmasınlar yeter...

QUEEN

BEN Bİ KRALİÇE ÇİZDİM A DOSTLAR.

1 Temmuz 2012 Pazar

Ruslana Korshunova

20'li yaşında kariyerinin zirvesindeyken 2008'de Manhattan'daki binanın 9. katındandan intihar ettiği ileri sürülen fakat bunun hiç inandırıcı gelmediği için öldürüldüğüne inandığım baya bi güzel Kazak asıllı saçlarını yediğimin modeli Ruslana Korshunova...

3 Haziran 2012 Pazar

Kristina Romanova

Kristina Romanova
Orjinal kızımız budur ,güzel olmasına karşın tanıyamadım bu fındık fıstığın ismini ve bu yüzden Kristina'ya uyarladım yüzünü ,seviyorum bu kızımızı...

24 Mayıs 2012 Perşembe

Şifre mi acaba o...Ayva tatlısı ya da uzun yola tavşan gelmiştir gibi :D 5 tlyse iyiymiş bu arada ne diyim Hoşuma gitti bi de dükkan açık olunca sekreteri görmeye çalışcam.

19 Mayıs 2012 Cumartesi

Profilo ya tavşan oturmuş.
AFG management den Kava Gorna'nın çekimi.Aynı hikaye çerçevesinde olay akarken insanların değişmesi güzel fikirmiş, hoşlandım fikrinize efenim.

15 Mayıs 2012 Salı

Ashley Smith

çizdim çizdim Ashley çizdim.
Seni gidi ayrık dişli şanslı kız,hoş bi yüz.Bu arada parfüm etkisi de o yüzden bakıyorlarmış mış falan hikaye ,parfüm olmasa da bakılır, ben bile bakarım.^^ Siz de bakınız.